Günlük yaşamımızda etkisi altında bulunduğumuz başlıca iki ritim vardır. Bunlardan birisi beynimizde bulunan hipotalamusda yerleşmiş olan suprakiazmatik çekirdeğin kontrolündeki sirkadyen (ya da biyolojik) ritmimizdir. Bu oluşuma biyolojik saat de denir. Bu saat aynı zamanda bir pacemaker olarak çalışır ve uyku-uyanıklık düzeninin ayarlanmasından sorumludur. Aynı zamanda yine beynimizde yer alan pineal bezden salgılanan melatoninin de biyolojik ritmimizde önemli rolü vardır. Melatonin gece ya da karanlıkta salgılanır; buna karşın gündüz ya da aydınlıkta baskılanır. Melatonin uyku verici özelliğe sahip bir nörohormon olup uyku ve uyanıklık dönemlerimizle yakından ilişkilidir. Melatoninin bir şekilde baskılanması (örneğin gece parlak ışık uygulanarak) uyanıklığı artırır. Biyolojik ritmimiz 24 saat değildir. Yaklaşık 24,5 saattir.
Yaşamımızda etkisi olan ikinci ritim sosyal ritmimizdir. Yatış-kalkış saatlerimizi sosyal ritmimize göre ayarlamaya çalışırız. Sabah belli bir saatte kalkar, kahvaltı yapar, işe gider, işten gelir, akşam yemeği yer,…. Bunların hepsi hergün benzer şekilde olur. Sosyal ritmimiz 24 saat üzerine kuruludur.
Biyolojik ve sosyal ritimlerimiz arasındaki uyuşmazlık çoğu kez kolay tolere edilir ve bir sorun yaşanmaz. Hafta sonları geç kalkarak, tatil günlerinde yatış-kalkış saatlerini değiştirerek aradaki bu örtüşmezlik bir şekilde giderilmiş olur. Ancak sirkadyen ritim uyku bozukluğu olanlarda bu o kadar kolay olmaz ve kişi sorun yaşamaya başlar. Bu kişiler uzun süren uçak yolculuklarına ya da vardiya usulü çalışmaya çok hassastırlar ve sorun yaşarlar. Bu sorunlar ailesel, mesleki, toplumsal olduğu kadar bedensel belirtileri de içerir. Bu kişilerde mide-barsak hastalıkları ya da kalp-damar hastalıkları diğer insanlara oranla daha sık görülür. Uçak yolculuklarından batıdan doğuya doğru olanlarda insanlar doğudan batıya olanlara göre daha fazla sorun yaşarlar.
Kimi insanların uykuları oldukça erken gelir. Akşamüstü uyku ihtiyacı duyarlar ve erkenden yatağa giderler. Buna karşın gece yarısı uyanırlar ve bir daha uyku ihtiyacı hissetmezler. Bu insanların verimlilikleri ve üretkenlikleri de öğleden önce en fazladır. Buna karşın öğleden sonraları üretkenlikleri belirgin derecede azalır. Bu tip kişilere “sabah tipi” adı verilir. Biyolojik ritimleri ilerlemiştir. Buna karşın bazı insanların biyolojik ritimlerinde gecikme vardır. Gece geç saatlere kadar uyuyamazlar. Ancak sabaha karşı uyurlar ve öğleden önce uyanmakta ve yataktan kalkmakta güçlük çekerler. Bu kişilerin uyku süreleri normaldir; yalnızca zamanlanmasında değişiklik vardır. Bu insanların üretkenlikleri bir öncekilere göre öğleden sonra ya da akşamüstü giderek artar. Bu tip insanlara “akşam tipi” adı verilir. Biyolojik ritimleri gecikmiştir.
Yapılan araştırmalarda biyolojik ritmi gecikmiş olanlarda depresif belirtilerin ve depresyonun daha sık ortaya çıktığı gözlenmiştir. Depresyonda da aslında biyolojik ritim gecikmesi vardır.
Bir kişinin “sabah” ya da “akşam” tipi olduğunu anlaşılabilmesi için bazı testler bulunmaktadır. Bu testler aracılığıyla kişi hangi tipte yer aldığını anlayabilir.
Sirkadyen ritim uyku bozukluğunun tedavisi bir uzman tarafından yürütülmelidir. |